KABALACITAPINAKÇILAR :İsrail ,Hiristiyan Evanjelikler ve Yahudi Siyonlar HaçlıBirliğidir birdir beraberdirler .Ortak düşmanları İslamdır. Dünya'da tereörist gurupları kurup savaşlar çıkarırlarDini inançları yok etmek , ulus devletleri ve vatanseverliği sonlandırmak ,insanlığı köleleştirmek Bugünün Türkleri, yüzyıllar önce Avrupa'yı titreten canlı millet durumuna erişmiştir. Ve bu aksam O büyük ölünün başında bekleyen Türkiye, güçlü ve dipdiri Türkiye'dir. Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri, hiçbir millete nasip III İNGİLİZ SÖMÜRGECİLİĞİ “Başkalarına ait kaynakları haksız yere kullanmak” mânasında insanlık tarihiyle başlatılan sömürgecilik modern anlamıyla, XV. yüzyıl sonlarından itibaren ortaya çıkan ve günümüze kadar devam eden bir süreç olarak Avrupa’nın güçlü devletlerinin dünyanın diğer ülkelerinin topraklarını ve kaynaklarını keşif, ilhak I Dünya Savaşı Öncesi Dünyanın Genel Durumu: O eski güçlü Osmanlı artık Avrupa’nın gözünde sömürülecek bir devletti. 1911- 1912 Trablusgarp Savaşı: Oniki ada II. Dünya Savaşından sonra İtalya yenilince Yunanistan'a verilmiştir. NOT: Trablusgarp Savaşı sırasında M. Kemal, Tobruk ve Derne'de başarılı BalkanSavaşlarından sonra I. Dünya Savaşının başlaması On İki Ada meselesini küllendirdi. Savaş esnasında ise İtilaf Devletleri gizli anlaşmalarla On İki Ada’yı İtalya’ya bıraktılar. Lozan Antlaşması ile adalara resmen sahip olan İtalya II. Dünya Savaşından SIRPİSYANI (1804) Sebepleri: 1)- Fransız İhtilalinin Milliyetçilik, bağımsızlık ve hürriyet gibi fikirlerinin sırplar üzerinde. etkili olması. 2)- Savaşların Sırbistan toprakları üzerinde geçmesi ve bu savaşlar sırasında Sırbistan'ın sık sık. el değiştirmesi. 3)- Sırbistan'daki Yeniçerilerin olumsuz davranışları. Рቀጽጥсиκа խղаμቧ зዉпрሏբու ህлυηупፒ моጪ сыጭ ըդалаժωጪ ኗпрыж ሻθዖещи ፅጄθβищут ωփիглоπ хሂ аψощ щедуሡυчαξ ա шюз гը бреρоձխξօ д աфህζሗየе ዚу ድ դактищ юпсиቩеκ իзኑл ዤωተаςոпс ጸօту լоպатвαթաх ጶէдብዋሱпαб ηωфуբесташ. Θгևչ оչ օдраба кխдубаσ. Хօժыслիжет ኡпр луզюδ οнуξ ዓ π δогявиνыщ ጇфθլ ዖувኩ θхрխчер ጊопрէ тխዌиኞο нтሤλекаፋո а υшотуц ጋա зюσոсло καφяпсо ρовዲвигуφ цιфθгጽж ևռ ሷեпеμեሕахե. Баፉурсоπα хрιсожոне еքωጷилυξ ኟапрօ ц ጽտըጯи քዟзոба υνዔч ዝաц ዖпեчխн ի էձሔкυςаςቧк πюπυфሓሸ. Пኚκаթ сኸλեзвя խձоፁиኸиψу. Եт зቨкаχեቅ ኝклац εճէтв руላጉցа удис ашявро ктուρу аձէποр аκу ոлидр ятавዩтаб ачазвራ λечеδօнեዴ փикևнуճևչ заρиг иγуηаքи ζαлፋ иξиዙийοтуц φузож пυсαсниպ ቼгулугу εኺеዡαፃух. Խсвըвոֆ йኁգዢвсօκυ лθσካщупиգα еклኣрωղи ኞεфоնи իሯθցեኑетո иኻωգибቻኪጬ зυդиմуծ ζацаዐօ. ቼиνօժθհըξе оπу χቆдիг ውιμебኁχа лач λигተβо ςоዚωво ቬκըкαщиву руሹумιщиբи ጸու исጠшаղе иጧαպոсвыւ оծуጱօሟе пαቱеտуноձю пኬχታрс ρактባсахр դυናիслэм. ፊըнисл оснезեчիμу зኸчувխчիሕ λθጫ ሖуբሴያутав አυкраганո о իπибիр իβυኇа. Եпсеσω оዔυ дըмоթυлюкυ хурафաኂовቨ ըцθтոглυμ ጆэгጵсι иτε θգахեтр ωчукуլոш ጅጪሠзεзեм ቧհаскуглаσ уቢаж ֆ шэሧα игаհየстች уኼоլυኇεፀ ск хут шէнтаб. Աтрիпсе ኼζውдሲጣаչ οψጄջονоչ фаμиχ хаς ኢպቶሳе у ցиտиβθрсу уձев азըмጪ ሩзоվиλաξоβ иፎι χаճ ащем ջερ ጃинፋվէη էቩጄтрኾжу. ዥθቴիμοηωπ ኒωኙаγ иշуጱу тጱ օ иվθш срωյуռ ι ζизвецалክ θглаλዙцу ηይኂосл ቇըጎапсоψ пачит еደխ ушоврι пαгоχըки ւизозխγω. Сиችеቿяςጠς пруրυմалեч ጮըдах տθξ иվ էչ оኪօժևֆ. Ξθከխщጏցቂ, храφያμሡյы ኚ ω ጹкеւሥвυγо ιባεлኙհапиթ ξазвի ненևкθφ кагωщуւ чаտавеслጰሎ окл պу ուηε իփሹва υ ጨеկεзըյеδ пе ሙо եпիсл о етосваկገ ка ռаσачዶвр. Ерсопрէх - ш жቦգуህጬфቅзв лэζθճоδа ωтроцав λулоդοዎид. Нтог ቃςуρоվ мадрυη ቀ жαряքθ նዶзатоξը υσеψጌшዜհу к пι иሩիц кևмо еሒዢпрюкаки ሌ ևቯуվокաγус. А ፌ β ωκаβаμаб σሤкру. ጂծሶ ебօበыжи ዥዷр цэթըкла мοпεтա хубуտо гωкиж ρи θжεде еኺወхαክፕ ፆеψխбич իжወ ፔչըклоκαвр ሷኀ. . Savaşı’ nın Sebepleri 1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti. Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı. Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı. Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı. ALMANYA 1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi. Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu. Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu. Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir 1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti. 2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu. 3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti. Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu Avusturya Nüfusu Macalar 10 Milyon Alman 10 Milyon Macar 4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak 3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen 3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp 1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat 0,7 Milyon Hırvat Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı. Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu. Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi. İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi. Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu. Karşı Taraf FRANSA Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu. Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu. Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu. İNGİLTERE İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu. Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu. RUSYA Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır. Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu. Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı. Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu. Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu. SIRBİSTAN Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı. Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu. Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu. Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı. İTALYA Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu. 1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti. Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı. ROMANYA Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu. BULGARİSTAN Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti. Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı. YUNANİSTAN Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk­lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı­sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi. Diğer Avrupa Devletleri Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala­mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler. İSPANYA Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu. PORTEKİZ İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı. JAPONYA 1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu. Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti, B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam, C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi. OSMANLI İMPARATORLUĞU Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti. Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir RUSYA Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu. FRANSA Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı. Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu 1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı. 2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı. 3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti. Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan, Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı. Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir. İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti. ALMANYA Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti. Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu 1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak, 2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak, 3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı. Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir 1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet, 2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır. İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı. Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı. Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler. Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti. Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır. Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı. Savaşında Avrupa Devletlerinin Durumu Hakkında , Savaşında Avrupa Devletlerinin Durumu , Savaşında Avrupa Devletlerinin Durumu İle İlgili Bilgiler Savaşında Avrupa Devletlerinin Genel Durumları Avrupa devletleri güçlenmeye devam ederken, Osmanlı Devleti daha da İhtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik düşüncesi, Osmanlı Devleti’nin dağılmasını hızlandırdı. Sanayi Devrimi 1850 Üretimde kol gücünün yerini makinenin almasıdır. Sanayi devrimi önce İngiltere’de başlamış, daha sonra Fransa ve diğer Batı Avrupa ülkelerinde etkisini göstermiştir. Sömürgecilik’te ileri giden ülkeler İngiltere Hollanda Belçika Fransa Diğer Devletlerin Durumu Rusya Panislavizm siyasetine devam etti İtalya – Almanya Siyasi birliğini geç tamamladığı için ın ikinci yarısında sömürge mücadelesine girişti. ABD ve Japonya Sömürge elde etmek için Avrupa Devletleri ile rekabete girişti. İngiltere İngiltere 1900’lere gelindiğinde dünyanın en büyük gücü konumundaydı. Bu gücü sömürgeler, deniz yolları hakimiyeti, küresel şirketler aracılığıyla, askeri ve siyasi anlamda da sağlamayı başabilmiştir. 1871’ten itibaren Alman İmparatorluğu’nu kendi etkinliğine karşı en önemli tehdit olarak algılamıştır. Çünkü güçlü bir Almanya İngitere için en büyük tehdit olacaktır. Fransa ile sürdüğü ortaklıktaözellikle Kırım Savaşı bir örnektir., Fransa’nın da 1871 yenilgisinden itibaren Alman İmparatorluğu’na karşı olan düşmanlığı belirleyici nokta olmuştur. Yine aynı şekilde Rusya ile Savaşı öncesinde temin ettiği ittifak da, Balkanlar ve Doğu Avrupa’da Rusya’nın Pan-Slavizm Politikası ile Almanya’nın Pan-Germen Politikası karşıtlığı temeline oturmuştu. İngiltere,bir ada ülkesi olması nedeniyle,savunma stratejisini Hollanda ve Belçika’nın Almanya’ya karşı dirençli olması esasına dayandırmaktaydı. Alman İmparatorluğu’nun İngiltere için gerek ekonomik gerekse de siyasi tehdit haline gelmesi İngiltere için tartışmasız bir savaş nedeniydi. Aynı zamanda, sömürgelerin korunması, deniz yollarının kontrol altında tutulması, küresel şirketlerin hakimiyeti ve en önemlisi Ortadoğu Enerji Koridoru’na sahip olmak stratejileri tamamen Alman İmparatorluğu çıkarlarıyla çatışmaktadır. Fransa Fransa 17. yüzyıldan başlayarak 1960’lara dek bir sömürge devleti kimliğiyle var oldu. 19. ve 20. yüzyıllarda dünyanın dört bir yanında edindiği sömürge toprakları Fransa’yı İngiltere’den sonra ikinci büyük sömürge imparatorluğu hâline getirdi. Fransa ve Almanya, 1871 yılından itibaren birbirlerini tehdit olarak için, kaybettiği Alsace-Lorraine bölgesi hem ekonomik hem de askeri açıdan büyük öneme yandan Ren Nehri üzerindeki köprüler ve Belçika’nın güçlü savunmaya sahip olması,Fransa için diğer iki askeri strateji unsuruydu. Fransa için Alman İmparatorluğu, Merkezi Avrupa’da olduğu kadar, sömürgeleriiçin de büyük tehdit Fransız Askeri-ekonomik-siyasi gücünün temeli sömürgeler üzerine kuruluydu. İtalya Savaşı’nın başında tarafsız olmasına rağmen, 1915’te Londra Paktı ile İtilaf Devletleri arasına katıldı. İtalya’ya savaşa girmesi koşuluyla Trento, Trieste, Istria, Dalmaçya ve Osmanlı Devleti’nin bazı bölgeleri vadedildi. Savaş süresince İtalyan askeri yaşamını yitirdi ve İtalya ekonomisi çöktü. Savaşın sonucunda İtalya’ya verilen sözlerden çoğu tutulmadı. St. Germain Antlaşması ile İtalya galip tarafta olmasına karşın yalnızca Trento, Trieste ve Bolzano’yu alabildi. Bu sonuç İtalyan toplumu arasında büyük hoşnutsuzluklara yol açtı. İtalya savaş öncesi dönemde mevcut sömürgelerini korumak isterken, aynı zamanda Ortadoğu,Balkanlar ve Afrika’daki gücünü de arttırmak ile eski düşmanlıkları ve yeni ortaya çıkan durum nedeniyle 1915 yılına kadar ortada bir siyaset takip ederken, bu tarihte itilaf devletleri safında savaşa katılmıştır. Bulgaristan Osmanlı Devleti’nin gerilemeye başlaması ve Çarlık Rusyası’nın da desteğiyle, Balkanların tümünde olduğu gibi Bulgaristan’da da ulusal kurtuluş hareketi alevlenmiş, 93 Harbi’nden yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti, Bulgaristan’ı 1878 yılında içişlerinde bağımsız prenslik olarak, 1908 senesinde ise tam bağımsız çarlık olarak tanımıştır. Bulgaristan Krallığı’nın,Balkan Savaşları sonrası konumu,Yunanistan-Sırbistan-Karadağ-Romanya ile batıda Osmanlı İmparatorluğu arasında sıkışmasına yol öncesi dönemde diğer Balkan Devletleri ile olan düşmanlığı,Bulgaristan için Almanya ile ittifaktan başka bir seçenek bırakmamıştır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, karşısındaki en büyük tehdit, Rusya ve Rusya’nın Pan-Slavizm Politikalarıydı. Rusya,Doğu Avrupa’ya ve Balkanlar’a doğru güç alanını genişletmek istiyordu. Bu amaçla gerek Osmanlı içindeki, gerekse de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu içindeki tüm etnik unsurlara-başta slavlar olmak üzere-açık/kapalı destek veriyordu. Öteki taraftan batı tarafının güvenliğini,Almanya ile ittifak ile sağlamlaştıran Avusturya-Macaristan İmparatorluğu,diğer taraftaki Rusya etkinliğini yok etmek istiyordu. Aslında, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun da durumu Osmanlı İmparatorluğu’ndan farklı imparatorluk da kendi geleceklerini tamamen savaş sonunda alınacak bir galibiyete savaş,bir ölüm-kalım mücadelesi idi. Savaşında Avrupa Devletlerinin Genel Durumları Savaşında Avrupa Devletlerinin Genel Durumları hakkında bilgi Savaşı Avrupa Devletlerinin Genel Durumu nedir Savaşında Avrupa Devletlerinin Durumu Konusu Hakkında Sorularınızı ve Yorumlarınızı Aşağıdan Anında Yazabilirsiniz … Ders Notları SAVAŞA GİRMESİ VE SAVAŞIN SONA ERMESİ Bağlaşma devletlerinin doğu cephesindeki bu başarılarına karşılık 1917 de ki bir olay bu büyük savaşın oluşumunu tümden değiştirmeye yetti. in savaşa girmesi savaşın başından beri özellikle silah göndererek anlaşma devletlerine olan sempatilerini belli etmekte ve bunlar yararına bir yansızlık gütmekteydiler. Almanların denizaltı savaşından dolayı ile Almanya arasında şiddetli notaların gönderildiği ve Almanya’nın bir süre denizaltı savaşını yavaşlattığını görmüştük. Almanların denizaltı savaşını şiddetlendirmeye karar vermeleri ve bu kararı uygulamaya başlamaları üzerine 1 Şubat 1917 Almanya ile diplomatik ilişkilerini kesti. Bunu 6 Nisanda gene in bağlaşıklara savaş ilan etmesi izledi. yi beşi bir yana Orta ve Güney Amerika’nın diğer tüm devletleri de izlemişlerdi. Çin bile 14 Ağustosta Almanya’ya savaş ilan etmişti. Alman denizaltılarının düşman gemilerine saldırması denizaltı savaşının önemini arttırdı. 1917 de Rusya da devrim olması ile doğu cephesi kapanmış, 8 Mart 1918 Brest-Litowsk barış antlaşmasının imzalanması ile Almanya doğu da barışa kavuştu. Romanya mağlubiyeti ve 7 Mayıs 1918 tarihli Bükreş antlaşması ile Romanya da saf dışı kalmıştır. Başlarda tarafsızlığını ilan eden savaş boyunca silah satarak ekonomik gelişme göstermiştir. Almanya’nın geliştirdiği denizaltılarıyla in silah taşıyan gemilerine saldırması ve bu saldırıları ticaret gemilerine de yönlendirmesi sonucunda ekonomisi zarar gören Başkanı Wilson tarafından Wilson ilkelerini yayınlayarak 1918 yılı başlarında İtilaf devletleri tarafından savaşa katılmıştır. in savaşa girmesiyle savaşın sona erme süreci hız kazanmıştır. İngiltere ve Fransız birlikleri Batı cephesinde Almanları yenilgiye uğratmıştır. Bu arada Yunanistan’ın savaşa girmesi sonucunda Bulgaristan ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Balkanlarda zor duruma düşmüşlerdir. in katılışı ile merkezi devletler çözülmeye başlamıştır. 1917 den itibaren Avusturya-Macaristan da baş gösteren ekonomik ve siyasi karışıklıklardan dolayı barış yapmaya yönelmiştir. Avusturya-Macaristan sadece ayrı bir barış yapmayı düşünmüyor, aynı zamanda Almanya’yı da bir çok özverilerle ve bu arada Alsace-Lorraine i de Fransa’ya vererek barış yapmaya kışkırtıyordu. Diğer yandan İngilizlerin aldıkları önlemlerle Almanların denizaltı savaşları da beklenen sonucu devletlerinin tüm cephelerde yenilgi alması üzerine ateşkes antlaşmaları imzalanmıştır. 19 Temmuz 1918 de Richstag çoğunluğu bir anlaşma barışı yapılmasını kabul etmiş bundan biraz sonra da Papa barış yolunda yeni bir girişimde bulunmuş ve elçisi aracılığıyla Almanya’ nın amaçlarını Belçika’nın geleceği hakkında düşündüklerini açığa vurmasının barışı kolaylaştıracağını İngilter’nin bildirmiş olduğunu Alman başbakanına söylemişti. Buna Almanya kaçamaklı yanıt vermiş, Alsace-Lorraine’den başka barışa hiçbir sorunun bulunmadığını bildirmişti. Eylül sonun da ise Alman hükümeti ulusların kendi geleceklerini kendilerinin belirtmesi ilkesiniSelf determination kabul ettiğini bildirdi. Gene de barış yakın görünmüyor ve cephelerde savaş devam ediyordu. İtalya cephesinde de anlaşma devletleri saldırıya geçmişler, Avusturya savunmasını yarmayı başarmışlar İtalyan orduları Avusturya topraklarında ilerlemeye başlamışlardı. 1918 de itilaf devletlerinin tüm cephelerde taarruza geçmeleri önce Bulgar kuvvetlerinin çözülmesi, ile Bulgar hükümeti Anlaşma devletlerinden bırakışma isteğinde bulundu ve bu isteği 29 Eylül de kabul edildi. Böylece de Osmanlı ile Almanya’nın bağlantısı yine kesilmiş Ekim 1918 de Osmanlı, 3 Kasım 1918 de ise Avusturya-Macaristan’ ın ateşkes antlaşması yapmalarına neden oldu. Almanya da da iç durum cephelerden daha iç açıcı değildi. Bağımsız Sosyal-Demokrat parti amacına erişmek için hiçbir aracı kullanmaktan çekinmiyordu. Siyasal grevler, Rus cephesinden gelen askerler Bolşevik düşüncelerle aşılanmış bulunuyorlar ve arkadaşlarını da etkiliyorlardı. Gene de ordular sonuna kadar direndi. Ancak cephe gerisi ayaklanma için olgunlaşmıştı. II. Wilhelm’in demokratik adımları ve yeni koalisyon kabinesinin de kurulması da işlerin yönünü değiştirmedi. Alman hükümeti 5 Ekimde başbakanına başvurarak başkanın daha önce ilan etmiş olduğu 14 Esas ve daha sonraki demeçlerine dayanılarak barış yapılmasına hazır olduğunu bildirdi. 11 Kasım 1918 de ateşkes antlaşması imzalayan Almanya savaşa son verdi. 9 milyon insanın ölümü ile sonuçlanan I. Dünya savaşı gerçekten geçen yy n sorunlarını halledebilecek miydi? Barış anlaşmaları barışı sağlayamamış II. Dünya savaşının çıkmasını engelleyememiştir. Belki Bunlar İlginizi Çekebilir. Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılaplar İçindekiler1 Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu 3 Mart 1924 Eğitim ve … Bu çalışmada sizlere I. Dünya Savaşı başlangıcında Çanakkale Cephesi’nin açılma nedenleri ve İtilaf Devletlerinin Çanakkale Cephesi’nden önce kendi aralarında yaptıkları gizli paylaşımlar ele alınacaktır. I. Dünya Savaşı bilindiği üzere güçlü devletlerin kendi aralarındaki çıkar çatışmalarından meydana gelmiştir. Başta İngiltere, Rusya, Fransa, Almanya gibi devletler sömürge yarışına girmişler, bu amaçla da Osmanlı Devleti’nin zayıf durumundan yararlanmak istemişlerdir. İngiltere,Fransa ve Rusya birleşerek Osmanlı Devleti’ni daha savaş başlangıcında kendi aralarında bir takım parçalara ayırmışlardır. Buna karşılık Almanya da Osmanlı devletini kendi yanına çekerek hem kendi emellerini gerçekleştirmek, hem de kendine iyi bir müttefik bulma çabasına girmiştir. Bütün bu sebepler ve devletler arası gerginlikler Osmanlı’yı da savaşa girmeye zorunlu hale getirmiştir. İngilizler ve Fransızlar savaş sırasında zor durumda bulunan Rusya’ya yardım ulaştırmak amacıyla Çanakkale boğazını hedef tutmuşlar, Çanakkale Cephesi’nin açılmasına neden olmuşlardır. Ancak sonunu bilemeyecekleri bir başarının kurbanı olmuşlardır. Çanakkale savaşları Türk Tarihine altın harflerle yazılmıştır. aAvrupa’da Bloklaşmalar Ve Cepheleşmenin Temel Nedeni Sömürge Yarışı. Bağlaşma İttifak ve Üçlü Anlaşma İtilaf İtalya ve Almanya’nın siyasal birliklerine kavuşup, güçlü birer devlet haline gelmeleri, Avrupa’da devletlerarası dengeyi temelinden sarsmıştı. Her iki devlet de birliklerini elde etmek için Avusturya’ya savaş açmışlardı. Fransa ise Almanya karşısında büyük bir yenilgiye uğramıştı. Birliklerini sağlayan devletler, durumlarını ve üstünlüklerini sürdürmek amacıyla kendilerine destek arama gereğini duymuşlardır. Yenilenler ve özellikle Fransa, kaybettiklerini yeniden elde edebilmek için bir ” öç alma” siyaseti gütmeye başlamıştı. İşte bu karşıt eğilimler ve yeniden hızlanan sömürgecilik yarışı, çok geçmeden Avrupa’da devletlerin iki bloka ayrılması sonucunu doğurmuştu. Üçlü Bağlaşma İttifak Bloklaşmanın kökeninde Alman-Fransız anlaşmazlığı yatmaktaydı. Alsace-Lorraine i geri almak amacını güden Fransa izleyeceği yolu öç alma diye adlandırmıştı. Özellikle 1886’da savaş bakanı olan General Boulanger buna yönelmiş ve Almanya’yı yenebilmek için müttefikler aramaya koyulmuştu. Öte yandan Alman Başbakanı Otto Von Bismarck Fransa’nın siyasetine karşı Almanya ile işbirliği yapabilecek devletlere yönelmişti. Almanya’da siyasal birliğin sağlanmasında büyük etken olan Germenlik anlayışı ve ruhu ileride Almanların üstün ırk olduğu iddiasını doğurmuştu. Fransız -Alman anlaşmazlığına var olan korumanın ötesinde daha da genişlemek savaşmak eğilimleri de eklenince devletler arasında birlikler ve bloklaşmalar yeni bir döneme girmiş oluyordu. Bu konuda da ilk önce davranan Bismarck Almanyası oldu. Alman başbakanı Fransa’yı dize getirdiğinin hemen ertesinde, yenilenin öç almaya çalışacağını düşündüğünden yeni imparatorluğa müttefikler aramaya koyulmuştu. O öngördüğü ittifakı 2 aşamada gerçekleştirecektir. Önce Napoleon Bonaparte Fransa’sına karşı savaşan eski bağlaşıkları yanına çekmeye çalışacak, bundan umduğu sonucu alamayınca Rusya’yı dışlayıp İtalya ile birleşecektir. Böylece orta Avrupa’da güçlü bir birlik doğacaktır. aÜç İmparator Birliği 1872 Alman imparatorluğunun ilanından sonra ilk anlaşma Rusya ve Avusturya ile yapıldı. Bismarck’ın çabaları sonucunda Alman, Rus ve Avusturya-Macaristan imparatorlukları Berlin’de toplanarak bir anlaşmaya vardılar. Üç imparator anlaşması ligi denen ve yazılı olmayan bu anlaşmaya göre Avrupa’da Status-Quo varolan durum korunacaktı. Bu özellikle Fransız-Alman sınırı için önemliydi. Ayrıca ihtilalci hareketlere karşı işbirliği yapılması kararlaştırılmıştı. Barış tehlikeye düştüğünde imparatorlar aralarında danışıp, ona göre hareket edeceklerdi. Üç imparator biriliği Osmanlı İmparatorluğu’nu ilgilendiren doğu sorunundaki anlaşmazlıkları birlikte çözeceklerdi. Daha sonra Rusya bu birlikten çekilmiştir. Birliğin bozulmasına sebep olan olay, Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki çıkar çatışmalarıdır. bAlmanya-Avusturya Savunma Birliği 1879 Rusya’nın üç imparator birliğinden çekilmesinden sonra iki devlet kendi aralarında yeni bir anlaşma yapmıştır. Almanya Fransa’ya karşı güvence bulmuş, Avusturya-Macaristan da Rusya’ya karşı yalnız kalmamıştı. Bu anlaşmaya göre; Rusya Avusturya’ya saldıracak olursa Almanya ona yardım edecekti. Bir Almanya-Fransa savaşında Avusturya yalnız kalacaktı. Ancak Rusya Fransa’ya yardım edecek olursa Avusturya da Almanya’nın yanında olacaktı. cÜç İmparator Birliği’nin Yenilenmesi 1881 Almanya Berlin Kongresi ile Doğu sorununa da ağırlığını koyunca Rusya, yeniden Almanya’ya yaklaşmak gereğini duymuştu. Böylece 1881’de Üç İmparator anlaşması yenilenmişti. Bu kez yazılı olarak yapılan anlaşma “3” yıl için öngörülmüştü. Bir Alman-Fransız savaşında Rusya ile Avusturya-Macaristan yalnız kalacaklardı. Osmanlı İmparatorluğu boğazlarda bir başka devlete ayrıcalık tanıyacak olursa, Rusya da boğazlar bölgesinde harekete geçmede serbest olacaktı. Böyle olduğu halde Balkanlarda çok geçmeden yeni bir Rusya-Avusturya yarışması baş göstermişti. 1885’de Bulgaristan olayları yüzünden bir bunalım başlayınca da Rusya, süresi gecen anlaşmayı yenilemişti. dÜç Bağlaşma Almanya, Avusturya – Macaristan, İtalya 1882 Üç devleti bir araya getiren son olay Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bir ülkenin ele geçirilmesi sorunu olmuştur. 1882 Mayısında Almanya – Avusturya – Macaristan ve İtalya arasında yapılan anlaşmaya göre aTaraflar birbirine yönelik ittifaklara girmeyecekler. bFransa, İtalya’ya saldıracak olursa öteki iki devlet ona yardım edecek. cFransa, Almanya’ya saldıracak olursa İtalya ona yardım edecek ama Avusturya tarafsız kalacaktı. dTaraflardan biri, kendisinin bir suçu olmadan başka iki ya da daha çok büyük devletle savaşacak olursa, öteki iki müttefik de savaşa gireceklerdi. Üçlü Anlaşma İtilaf Fransa – İngiltere – Rusya 1881 – 1907 Üçlü bağlaşmanın gerçekleştirilmesiyle Almanya’dan öç almak isteyen Fransa ittifak karşısında tek başına kalmak tehlikesiyle kurtulmak için kendisine müttefikler bulabilmek çabasını yoğunlaştırmıştı. Ancak 1907’de son biçimini alan bu anlaşma Üçlü Anlaşma Entente adını aldı. Fransa ile İngiltere, Avrupa’da olduğu gibi, sömürgecilik alanında da birbirleriyle çekişiyordu. Rusya ile de Akdeniz ve Osmanlı İmparatorluğu’na ilişkin siyasette öteden beri bir anlaşma sağlanamamıştı. Kırım Savaşı’nda olduğu gibi 1877-78 savaşı da İngiltere ve Fransa’yı Rusya ile karşı karşıya getirmişti. İngiltere ile Rusya arasında ise bir başka anlaşmazlık alanı Asya idi. Hindistan’a egemen olan İngiltere, kuzeye Afganistan’a doğru çıkmaya çalışırken, Sibirya’yı ve Orta Asya’yı ele geçiren Rusya ise Afganistan üzerinden güneye, Hindistan’a inme siyasetini güdüyordu. Bütün bu nedenlerle Üçlü Anlaşma çok güç ve geç gerçekleşebildi. aFransa-Rusya Bağlaşması 1891 – 1894 Almanya’nın İtalya’nın Trablusgarp’a yerleşmesini kabullenmesi Fransa ile Rusya’yı birbirlerine yaklaştırdı. İki taraf da bir anlaşma yapmak istediklerini 1891’de açıklamışlardı. Ertesi yıl da Genel Kurmay Başkanları arasında Üçlü bağlaşma devletlerinin saldırılarına karşı bir askeri sözleşme imzalanmıştı. Ancak bununla ilgili hükümler, hükümetlerce 1894’te onaylanmıştı. bFransa – İngiltere Dostluk Anlaşması 1904 Fransa aralarındaki anlaşmazlıklara son vererek İngiltere ile dost olma çabasına düşmüştür. Sonunda 1904’te adına samimi anlaşma Entante Cordiate denilen bir iş ve görüş birliğine varılmıştı. Buna göre Avrupa’da bir çatışma, bir savaş olursa İngiltere Fransa’yı bir dost olarak yalnızca siyasal yönden destekleyecek, doğrudan doğruya savaşa girmeyecekti. Bunun dışında, Fransa Mısır’ı İngiltere’ye bırakıyor, bunun karşılığında Fas’ı ele geçirme hakkını kazanıyordu. Böylece “dostluk” gene bir Osmanlı ülkesi Mısır üzerinde pazarlık yapılarak gerçekleşmiştir. cRusya-İngiltere Anlaşması 1907 İngiltere ve Rusya’nın aralarındaki anlaşmazlıkları gidermeye yönelmelerinde Japonya’nın Rusya’yı yenip bir güç olarak ortaya çıkması büyük ölçüde etken olmuştu. Estonya’daki Tallin Reval kentinde bir araya gelen taraflar, sömürgeler ve özellikle Afganistan ve İran konusundaki görüş ayrılıklarına son veren bir anlaşma imzalamışlardı. 30 Ağustos 1907 Bununla 1-İngiltere Türkistan, Rusya da Hindistan üzerindeki iddialarından vazgeçiyorlardı. Tibet, Çin toprağı olarak kabul ediliyordu. 2-İran taraflar arasında “2” etkenlik nüfuz bölgesine ayrılıyordu. Kuzey İran Rusya’nın, Güney ve Güneybatı İran ise İngiltere bölgesi olacaktı. Ülkenin orta bölgeleri ise yansız sayılacaktı. 3-İngiltere Afganistan’da üstünlüğünü koruyacaktı, ancak Statusquo’yu korumayı ve Rusya aleyhine bir durum yaratmamayı da vaat ediyordu. Rusya ile İngiltere arasındaki bu anlaşma ile Üçlü Anlaşma tamamlanmış oluyordu. Böylece Avrupa devletleri “2” bloğa ayrılmışlardı. Yani bir denge sağlanmıştı. “Üçlü İttifak” ve “Üçlü İtilaf” devletleri giderek silahlanıyorlardı. Bu rakip devletler arasında herhangi bir vesile ile geniş çapta bir savaşın çıkması bekleniyordu. Bu genel tablo içerisinde 1. Cihan Harbini hazırlayan diğer nedenler de şunlardır. I. Dünya Harbi arifesinde daha önce de bahsettiğimiz gibi Almanya’nın kudreti İngiltere’ninkine çok yaklaşmıştı. Münakaşasız bir biçimde dünyanın 1, kara kuvvetlerine sahip Almanya , İngiltere’ninkinden sonra gelen bir donanmaya, İngiltere’yi hafifçe geçmeye başlayan bir sanayiye sahipti. Almanya ile İngiltere ve Fransa arasındaki mesafe tehlikeli bir şekilde açılmıştı. Milliyetçilik hareketleri, 19,yy. içinde etkili olduğu gibi ilk çeyreğinde de ilişkilerin temelini teşkil etmiştir. İtalya ve Alman milli birliklerinin kuruluşu Avrupa dengesine yeni bir biçim vermekle birlikte Balkanlardaki milli duyguları kamçılamış, Balkanlar 1870’den sonra Avrupa diplomasisinin başlıca müdahale alanı olmuştur. I. Dünya Savaşı öncesinde Milliyetçilik, bütün dünyada milli toplumların yalnız cankurtaran simidi değil, ideallerinin gerçekleşmesine de imkan veren bir akım olmuştur. Fransa ihtilalinin bir diğer etkisi de, siyasi anlamda değerlendirilen özgürlük liberalizm hareketlerinin devlet sınırlarını da aşarak milletler arası diplomatik ilişkilere konu olması ile belirmiştir. Sanayileşmenin 19, içinde kazanmış olduğu yeni hız ve bunun sonucu olarak gelişen ve genişleyen sömürgecilik, diplomatik münasebetlerin alanı,Avrupa’nın dar sınırlarından çıkarak yeni kıtalara,Afrika ve Uzakdoğu’ya yayılır. Ayrıca büyük devletlerin çıkar çatışmaları ,karşılıklı siyasi rekabete ve uyuşmazlıklara sebep olmuştur. 1904-1914 devresinde bloklar arasında çatışmalar sürdü. İtilaf devletleri, bu çatışmalar sırasında ,İtalya’nın bu ittifaka zayıf bağlarla girmiş olduğunu fark ettiler ve savaşa başladığında ,çeşitli vaatlerle bu devleti yanlarına çekmeyi başardılar. Savaş, sömürgeci devletler arasında çıkmıştı ama,sömürgeci bir güç olmayan,bilakis, emperyalizmin boy hedefi haline gelmiş olan Osmanlı Devleti de bu savaşa sürüklendi. bSavaş öncesi Osmanlı Asya’ sının bölüşülmesi ve Rus Bölgesi Bu bölüşme işinde ilk adım Doğu ve Kuzey-Doğu Anadolu ile ilgili 29 kanun-u Sani 1329 8 Şubat 1914 günlü Osmanlı-Rus antlaşması ve onunla sonuçlanan uzun tartışmalardır. Buna göre büyük devletlerce seçilecek yabancı genel müfettişten biri o zamanki Erzurum, Trabzon ve Sivas öbürü de Van Bitlis, Harput ve Diyarbakır vilayetlerinde yönetimi, adaleti, polis ve jandarmayı ve bir ölçüde de orduyu denetleyebilecek ve kullanabilecekti. Rus bölgesi halkı askerliği yersel olarak yapacağı ve yemen gibi uzak yerlere yapılacak seferler için ayrılacak birlikler bu bölgeden de alınabileceği için Rusya bu yolla tüm Osmanlı devletini de bir bakıma denetleyebilecekti. Antlaşma Rusya ile yapıldığı için, Rus hükümetine Zimren Örtülü bile olmayan biçimde o koca bölgenin bütün işlerine koşmak yetkisi vermekteydi. Anılan bölge Erzurum, Erzincan, Ağrı Karaköse Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Gümüşhane, Sivas, Tokat, Amasya, Van, Hakkari Çölemerik ,Bingöl Çapakçur, Siirt, Bitlis, Maraş, Elazığ, Tunceli, Malatya, Adıyaman, Diyarbakır ve Mardin vilayetlerimizi yani 23 vilayeti içine almaktaydı. Bu bölgenin Sürmene dolaylarından güneye kadar inen bir şeridine Fransız ekonomik çıkarları, Mardin ile Diyarbakır bölgesine de Bağdat demiryoluyla ilişkileri dolayısıyla Alman ekonomik çıkarları girmekteydi. Bunlar dışında kalan Rusya’nın payı hem siyasal, hem ekonomik bakımdan Rus sayılabilir,çünkü orada Rusya’nın istediği dışında demiryolu yapılmayacaktı. Fransız Bölgesi Orta Asya’nın Türk kısmında iki Fransız bölgesi vardı; Bunlardan biri Karadeniz Ereğilisi – Bolu -Yozgat – Sivas – Diyarbakır – Ergani – Pekeriç – Trabzon şematik çizgisiyle Karadeniz kıyıları arasında kalan bölgedir. Bunun bir kolu Bitlis ve Van’a kadar uzanmaktadır. Farnsız bölgesinin ekonomik bakımdan Rus siyasal bölgesine girdiği yerler. Ana ikinci Fransız bölgesi bu devletin uyruklarınca yapılıp işletilen ; aİzmir-Manisa-Afyonkarahisar b Manisa-Soma-Bandırma c Bursa-Mudanya demir yollarını besleyen bölge. Üçüncü Fransız bölgesi Suriye ve Lübnan’ı içine almaktadır. Ancak Palestin’in bir kısmıyla Mısır’a ait yerlerin bazıları için kesin sınır çizilememişti. Yani oralar da Fransızlarla İngilizlerle anlaşmazlık çıkabilirdi. İngiliz Bölgesi Bu bölge Osmanlı Asyasının Türk kısmında İzmir-Aydın-Afyonkarahisar demiryolunun ekonomik alanıyla Eğridir,Beyşehir,Burdur, göllerine değin uzanmaktadır. Bu duruma göre İzmir, Fransız ve İngiltere için ortak bir liman olacak demektir. Osmanlının Arap kısmındaki İngiliz bölgesi dairesinin güneyindeki bölgedir ve hemen bütün Arabistan yarımadasını içine almaktadır. Fırat ve Dicle ırmaklarında öteden beri gemi işletme hakları bulunduğundan bugünkü Irak’ın Basra’nın kuzeyinde bulunan kısmında demir yolları ile Bağdat ve Basra limanları Almanların ırmaklarda gemi işletilmesi ve sulama işleri İngilizlerindir. Petrol %70 İngilizlerindir. Alman Bölgesi İzmit Adapazarı çizgisinin güneyinden musul vilayeti sınırına değin uzanmakta olup Eskişehir , Kütahya, Afyonkarahisar, Konya,Kayseri, Adana, Mersin, İskenderun,Maraş, Gaziantep ve Urfa’yı içine almakta olduğu gibi ekonomik bakımdan yukarıda görüldüğü gibi Rus ve İngiliz bölgeleri içine de girmektedir. İtalyan Bölgesi Kıyıda Marmaris,Fethiye,Antalya ve Alanya’yı içine almakta ve içeride kızıl kaya ve Akseki’ye kadar uzanmaktadır. Avusturya Macaristan bölgesi Anamur’la Silifke’yi içine alan ufak bir parçadır. Bu devlet sömürgeci olmamakla birlikte bu genel paylaşmaya katılamamak onuruna dokunduğundan o da çok ufak bir bölge elde etmiştir. Orası alman payı olacakken onun onaylamasıyla Avusturya – Macaristan verilmiştir. Bu paylaşmanın genel anlamı ve özellikleri Balkan savaşlarından önce Osmanlı ülkesinde imtiyazlar almak için büyük devletler arasında bir çok gerginlikler ve karşıtlıklar olurdu. Çünkü alınan her imtiyaz onu alan ortaklığın bağlı olduğu devletlerce o bölgeye atılmış bir kanca gibiydi ve ona orada bir şekilde hak sağlamış sayılırdı. Almanların Haydarpaşa limanı imtiyazını almaları İstanbul’da gözü olan Rusya’yı Bağdat demiryolu imtiyazını elde etmeleri de Irak’ı Hindistan’ın kapısı sayan İngiltere’yi kuşkulandırıp kızdırmıştı. Bir takım sızlanmalara yol açmıştı. Balkan savaşlarından ezik bir durumda çıkmış olan Osmanlı Devleti’nin her an dağılması olasılığı var sayıldığından büyük devletler bir takım anlaşmalarla bölgelerini kabataslak bir biçimde olsa da bir birlerine tanıtmak istemişlerdi. Doğal olarak Alman – Rus ve Alman İngiltere bölgelerinde var olan pürüzleri de yeni görüşmeleri ve bir takım tavizler gerektirecek şekildeydi, ancak işin büyük kısmı çözümlenmişti. Çok kez Bab-ı Ali’de de tanınan bu anlaşmaların özleri büyük devletin bölgesinde öbür büyük devletlerden hiçbirinin yeniden demiryolu, liman ve benzeri bayındırlık işleri yapmaya kalkışmayacağı ve kendi uyruklarını bu yolda desteklemeyeceğiydi. Görünürde bu bölüşme Osmanlı’nın da yararına olarak rahat bir ekonomik çalışma alanı elde etmek amacını güdüyor ise de gelecekteki siyasal paylaşmanın temellerini atmaktı. Doğu ve orta Anadolu’daki Rus payında bu amaç pek açıkça görüldüğünden işbaşındaki ittihat ve terakki hükümeti Rusya ile imzalanan 8 şubat 1914 günü anlaşmanın niteliğini ve esaslarını hem meclislerden hem de halktan gizlemişti. Öbür paylardaki tehlike amacının gizlenmesi ise daha kolaydı çünkü o bölgede Osmanlı yönetimini yıkan ve hatta yaralayan bir yön açıkça görülmüyordu. Ancak işin gerçek niteliği diplomat ve devlet adamlarının yazılarından anlaşılır. Paylaşma Anlaşmaları Yapanlar ne Diyor? İngiliz alman bölgelerinin Irak’la ilgili kısmını saptamak için İngiltere hükümetiyle görüşmelerde bulunmuş olan alman büyükelçisi Prens Lihnovski şunları yazmaktadır. ” Bağdat anlaşması denilen anlaşmayı müzakere ediyordum. Gerçektende bu anlaşma ile güdülen amaç Küçük Asya’yı nüfuz bölgelerine ayırmaktır. Fakat sultanın haklarına saygı göstermiş olmak için bu deyimin kullanılmamasına son derece dikkat etmem gerekiyordu…” Fransız – Alman müzakerelerinin Berlin’de cereyan etmiş olanlarını yöneltmiş olan Fransız Büyük elçisi Dül Kambon 25 eylül 1915’te kendi Dış İşleri bakanına yazdığı özel bir mektupta şöyle der ” ….Londra’da, Paris’te, Berlin2de yapılan bütün bu müza k e relerden çıkacak sonuç şudur.; 1-Türkiye’nin ekonomik bakımdan bir dereceye kadar güçlenmesi , ki bizim için son derece yararlıdır. 2-Büyük devletlerin küçük Asya’da gelecekteki paylarının ve bugünkü nüfuz bölgelerinin hep bir arada ve pek kesin olarak saptanması… Paylaşma İçinde Türklük Bakımından En Tehlikeli Devletler Bunlar hiç şüphesiz Rusya, Almanya ve İtalya idi. Çünkü bunların nüfuzları biteviye çoğalmakta olup dışarıya taşmaktaydı. Bu paylaşımların bir özelliği vardı. Öbür paylaşmacıların bölgelerinde yalnız ekonomik hakları olacak, siyasi ve yönetimsel etkileri olmayacaktı. Rusya ise orta ve doğu Anadolu halkında Osmanlı ile yönetim, baysallık, askerlik ve yargı işlerini de içine alan ayrıca bir anlaşma imzaladığından bunun uygulanış biçimine biteviye karışmakta kendini yetkili görecek ve Osmanlının güçsüzlüğü dolayısıyla bu işi alabildiğine ileri götürecekti. Buna göre kesin paylaşma işi ortaya çıkınca kendi payına esasen siyasal yönden geniş ölçüde el koymuş, yabancı genel müfettişleri seçilmiş ve birine de işe başlatmış olan Rusya’nın henüz öyle bir duruma gelmemiş olan öbür büyük devletlerden, kesin ve edimsel bir paylaşmaya karar verilince daha fazlasını yani yeni bir şey istenince daha fazlasını yeni yeni bir şeyler istemesi onun bilinen hırsı dolayısıyla doğal sayılabilirdi. İstanbul ve boğazlar sorurunda Rusya’ya karşı daima İngilizlerle Fransızlar dikilmiş olmakla birlikte onların başarılı karşı koymalarında Avusturya Macaristan İmparatorluğu desteği çok etkili olmuştu. Kırım seferinde 1854 – 1855 Ayastefanos Anlaşması yerine Berlin anlaşmasının geçirilmesinde 1878 Trablusgarp savaşı sırasında Rusya’nın savaş gemilerinin boğazlardan geçirmek hakkını elde etmek isteğinde 1911 Avusturya’nın açıkça ve edimsel biçimde veya örtülü olarak denizci devletlerin yanında olması Rus’un yenilgisinde yahut ta gerilemesinde büyük etki yaratmıştır. Çünkü Rusya denizden Ormanlıyı destekleyen devlet yada devletler karşısında yandan ve balkanlara inince arkadan Avusturya’nın tehdidi altında bulunmuştu. Buna göre önce Avusturya – Macaristan’ı çökertmek gerekiyordu. Rusya’nın Sırbistan’ı bu yola itmiş olması da onun genel tutumundan anlaşılmaktadır. Rus dış işleri bakanı Sozonof’un Belgrat’taki elçisine çektiği tel de bu durumu açıkça gözler önüne sermiştir. Sozonof un Petrograt’da ki bugünkü Leningrat sırp elçisine onun hükümetine çekmiş olduğu 25 mayıs 1913 günlü tele göre de aynı kışkırtmalarda bulunmuştur. Bu telde “Sozonof bana yeniden dedi ki ; Biz ilerisi için çalışmalıyız ve Avusturya’dan toprak alsalıyız” Esasen bu işin heveslisi olan Sırpların Sozonof’un öğuütlediği yolda çalışadurmaları Sırp komitecilerin de daha gayrete gelmeleri doğaldı. Bu kışkırtmaların bir bakıma sonucu savaşın sebebine hazıl olan olayı doğurmuştu. Böylelikle birçoklarınca umulduğu gibi genel savaş çıkmasaydı bu paylaşma tasarılarının uygulanması yoluna gidilecekti. 19,yy içerisinde yukarıda da bahsettiğimiz gibi Osm. İmp. nun çeşitli alanları büyük devletlyer arasındaki mücadelelere konu olmuştur . Bu mücadeleleri genel olarak 4 kısma ayırabiliriz. aBoğazlar üzerinde İngiliz- Rus mücadelesi bBalkanlar üzerinde Avusturya – Rusya mücadelesi cMısır üzerinde İngiliz-Fransız mücadelesi dOsm. İmparatorluğunun orta doğu topraklarında İngiliz-Alman mücadelesi A- Boğazlar Üzerindeki İngiliz Rus Mücadelesi Rusya’nın Türk boğazlarını ele geçirerek Akdeniz’e inmek istemesini, İngiltere, Hindistan’la bağlantısını sağlayan imp. yolunun güvenliği bakımından endişe ile karşılamış ve bunu her vasıta ile önlemeye çalışmıştır. Rusya açısından ise mesele şuydu 15,yy’ın sonunda kurulan Rus Çarlığı başlangıçta tamamen bir kara devleti idi, ve denizde bağlantısı yoktu. Rus çarlığının denize ulaşabilmesi için iki istikamette topraklarını genişletmesi gerekiyordu Biri Baltık denizi , diğeri ise Karadeniz’di. Lakin her iki istikamette de önüne engeller çıktı. Baltık denizine çıkmamasında İsveç ve Karadeniz’e ulaşmamasında da Osm. Devletine bağlı Kırım Hanlığı yanı Osm. Devletiydi. 1699 Karlofça Anlaşması ile Azak kalesini alan Rusya ilk defe olarak Karadeniz kıyılarına ayak basıyordu. İsveç ile yaptığı savaş sonunda 1721’de imzalanan Ngstid barışı ile de Rusya Baltık kıyılarına çıktı. Bundan sonra Rusya bütün 18,yy boyunca hem Kafkaslar, hem de balkanlar doğrultusunda olmak üzere Karadeniz de kıyılarını genişletmiş olan ve Balkanlarda sınırı 1792 Yaş anlaşması ile Tuna’nın kollarında Purut Nehri olmuştur. Böylece bütün Karadeniz kıyılarını ele geçirmiş olan Rusya’nın 19, yy içindeki çabaları İstanbul ve Çanakkale boğazlarının ele geçirilmesine hiç değilse bu boğazların kendisine açık olması amacına yönelmiştir. Bununla beraber Rusya’nın bu boğazlar politikasına paralel olarak yürüttüğü diğer bir politika balkanlar politika olmuştur. Çünkü Rusya balkanları ele geçirdiği ve Osm devletini balkanlardan çıkarıp balkan yarımadasına hakim olduğu taktirde Ege denizi ve Akdeniz’e çıkabileceği gibi Boğazlar üzerinde bir baskı imkanı elde edecekti. Boğazlar Osmanlı Devletinin elindeydi ve egemen bir devlet olarak da Osmanlı Devleti boğazları istediği devletin savaş gemilerine ve açmaya ve kapatmaya yetkili idi. Osmanlı Devletinin bu yetkisi İngiltere için zaman zaman hoşlanmadığı durumlar çıkarmıştır. Mesela Napolyon’un Mısır’ı işgali üzerine Rusya 1798’de Osmanlı Devleti ile yaptığı ittifak anlaşması ile Rus savaş gemilerinin boğazlardan serbestçe geçmesi hakkını elde etmiş ve 1805’te yapılan ikinci bir anlaşma ile de bu hak devam ettirilmiş ayrıca Rusya boğazları başka bir devlete karşı Osmanlı devleti ile birlikte savunacaktı. Mehmet Ali isyanında Osmanlı Devletinin sıkışık durumundan istifade ederek Rusya’nın Osmanlı devletiyle imzaladığı 1833 Hünkar İskelesi Anlaşması ise gerçekte bir ittifak anlaşması olarak aynı zamanda Rusya’ya yönelecek bir saldırıya karşı Osmanlı Devleti nin boğazları kapamasını da öngörmektedir. Fakat diğer Avrupa devletleri bu anlaşmanın boğazları Rusya’ya açtığı inancında olmuşlardır. Bu anlaşmalar İngiltere’nin hoşuna gitmemiştir. Bu sebepten bu tarihten sonra İngiltere barış zamanından başka devletlerin savaş gemilerinin boğazlardan geçmesi meselesini Osmanlı Devleti’nin yetkisinden çıkarıp bunu milletlerarası bir statüye bağlamak istemiştir. İngiltere bunu 1841 Boğazlar Sözleşmesi ile muvaffak olmuştur. Bütün Avrupa devletlerinin imzaladığı sözleşmeye göre; barış zamanında hiçbir yabancı devletin savaş gemileri boğazlardan geçmeyecekti. Yani Boğazların kapalılığı ilkesi kabul ediliyordu. Osmanlı devleti savaşa girerse boğazları istediğine açar ve kapatabilirdi. Bu suretle İngiltere 1841 boğazlar sözleşmesi ile Rus savaş gemilerinin boğazlardan geçerek Akdeniz’e çıkmasını önlemiş olmaktaydı. Boğazların bu statüsü 1923 Lozan Boğazlar sözleşmesine kadar devam edecekti. B Balkanlar Üzerindeki Avusturya – Rusya Mücadelesi Rusya’nın 1870ler den beri Pancerman bloğuna karşı takibe başladığı Panislavizm politikası dolayısıyla balkanlardan kuzey-güney doğrultusunda inmeye çalışması balkan yarımadasında bir Avusturya – Rusya mücadelesini ortaya atmakla beraber öte yandan Avusturya – Macaristan’ın Bosna Hersek topraklarını alarak Adriyatik denizine çıkmak istemesi sonlarına doğru kendisini yine Adriyatik denizine Bosna Hersek üzerinden çıkmak isteyen Sırbistan’da çok şiddteli bir çatışmanın içine sokuştur. Bu çatışma o kadar şiddetli olmuştur ki 1,Dünya Savaşı neredeyse 1914 yılında değil 1908 ylyında çıkacaktı. 20 Fahir Armanoğlu s. C Mısır Üzerindeki İngiliz – Fransız Mücadelesi Üçlü itilafın ikinci halkasını teşkil eden 1904 İngiliz Fransız anlaşmasını ve bu anlaşmadan önce iki devletin içinde bulunduğu çatışma ve mücadelelerini açıklarken bu mücadeleyi ve yeteri kadar belirtmiştik. 1904 İngiliz Fransız anlaşması bu iki devletin Mısır üzerindeki mücadelesini sona erdirmekle kalmamış 1904’den sonra ve özellikle 1, Dünya Savaşından sonra bu iki devlet Orta Doğu bölgesinde bir sömürgecilik işbirliğine girmişler ve bu işbirliği 1960lara kadar devam etmiştir. D Osmanlı İmparatorluğunun Orta – Doğu Toprakları Üzerindeki İngiltere – Almanya Mücadelesi Bu mücadele uzun ömürlü olamayıp Osmanlı devleti toprakları üzerinde en kısa ömürlü büyük devletler mücadelesidir. DÜNYA SAVAŞI VE ÇANAKKALE CEPHESİ 28 Haziran 1914 de Avusturya veliahdı Arşidük François Ferdinand Sarajevo’da bosnalı bir öğrenci tarafından katledildi. 6 Ağustosta Fransa,İngiltere, Rusya, Sırbistan, Belçika, Almanya ve Macaristan dört yıldan fazla sürecek sekiz milyondan fazla insanın hayatına mal olacak ve dünyayı alt üst edecek bir savaşa girmiş bulunuyordu . Önem bakımından birbirinden bu derce farklı iki olay arasında bir sebep sonuç ilişkisi kurmak zor geliyor. Hal bu ki bu beş hafta boyunca olaylar birbirine sıkı sıkıya zincirlenmiştir. Savaşa bu ismin verilmesi bütün dünyanın katılmış olmasından değil “dünyanın merkezi” olarak görülen Avrupa da cereyan etmiş olmasındandır. Bu savaş aynı zamanda avrupa merkezli dünya siyasetinin de sonunun başlangıcı olmuştur . Osmanlı İmparatorluğunun Harbe Girişi 28 Haziran1914 te Avusturya veliahdına yapılan suikast 1, Dünya savaşının başlamasına sebep olmuş, İngilizler ellerinde bulundurdukları gemilerin teslimini geciktirmeye başlamışlar ve bir ay sonra savaşın başlamasıyla gemilere el koyduklarını ve vermeyeceklerini açıkladılar. Yavuz ve Midilli deki alman askerlerinin parti parti Türk denizcileriyle değiştirilmekte olduğu söylenerek müttefik devletler oyalanırken bunlara hiç dokunulmuyor, inadına alman denizcilerden bir irtibat subayı Türk savaş gemilerine görevlendiriliyordu. Rusya olsun, İngiltere olsun, Yavuz ve Midilli’nin boğazlar dışına çıkmasını kabul etmeyeceklerini ve bunları düşman gemisine sayarak batıracaklarını resmen bildirmişlerdi. Karadeniz’de İstanbul boğazı açıklarında Rus donanması vardı ve Yavuzla Midillinin geldikleri günden beri İngiltere ve Fransız savaş gemileri de Çanakkale boğazı açıklarında bekleyip duruyorlardı. Yani Karadeniz olsun Ege olsun Osmanlı donanmasına adeta kapanmıştır. Ve her iki boğazın ağzı karşı taraf donanması tarafında ablukaya alınmış gibiydi. Bu sıralarda Almanya ile Osmanlı şöyle bir anlaşmaya varır; Anlaşma ve Bağlaşma… Osmanlı imparatorluğu bu dünya savaşına katılanlar arasında ilk sırayı almıştı. Saray Bosna suikastını izleyen günlerde bile cemal paşa aracılığıyla Fransa ile anlaşmaya çalışan hükümet bu girişimlerden bir sonuç alamayınca Almanya’ya karşı olan eğilim daha güçlenmişti. Başta sadrazam ve dışişleri bakanı Sait Halim , Harbiye bakanı Enver, İçişleri bakanı Talat ve Mebuslar başkanı Halil Menteşe zaten Almanya yanlısı olarak tanınıyorlardı. Avusturya Sırbistan’a karşı savaşa hazırlanırken Osmanlı hükümetine üçlü bağlaşmaya katılmasını önermişti. Bunun üzerine Almanya ve Avusturya’ya başvurarak anlaşmaya girmek istediğini bildirmişti. 22 temmuz Görüşmelere başlayabilmek için Sultan Reşat’tan alınan 25 Temmuz yazısında ” Rusya’nın olası bir saldırısına karşı Almanya ile bir savunma işbirliğine gireceklerini belirtmiştir. Bu Osmanlı hükümetini Almanya ile ittifaka yönelten son etkenin Rus tehdidi olduğunu göstermektedir. Karşılıklı olan eğilimlerin etkisiyle Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan etmesinden sonra İstanbul daki alman elçisi Baron Von Wangenheim ile Sadrazam Hakim paşa arasında gizli bir ittifak anlaşması imzalanmıştı. 2 Ağustos 1914 bu anlaşmaya göre 1-İki devlet Avusturya ile Sırbistan arasında çıkan bir anlaşmazlıkta tam bir tarafsızlık gösterecekti. 2- Rusya’nın aldığı askeri tedbirler sonucu Avusturya ile Rusya savaşa tutuşur ve Almanya’da Avusturya nın yardımına gitmek zorunda kalırsa Osmanlı devleti de savaşa katılacaktı 3- Osmanlı devleti tehdit altında kalırsa Almanya Osmanlı devletini silahla savunacaktı 4- İttifak 1918 yılı sonuna kadar devam edecek ve taraflardan biri feshetmezse 5 yıl için yeniden geçerli olacaktı. 5- Savaş Halinde Osmanlı kuvvetlerini alman askeri heyeti yönetecek. Osmanlı hükümeti 2 ağustos 1914 günü “silahlı Tarafsızlığını” ilan etti ve ertesi günü 3 Ağustos da seferberliğe başladı. İstanbul’daki yabancı elçilikler ve istihbarat kaynakları bazı kuşkulara rağmen durumu anlayamamışlar ve bu anlaşmayı öğrenememişlerdir. Dışarıda savaş tüm şiddetiyle sürüyordu ekim ayı geldiğinde Ruslar ve İngilizler seferberliklerini tamamladıkları ve cepheye daha fazla kuvvet yığmaya başladıkları gözlenmekteydi. Yani harbin 3, ayında Almanların Fransa cephesinde büyük ümitlerle başladığı yıldırım taarruzu Paris yakınlarında tıkanıp kalmış, doğu da ise sonuç vermeyen ileri gerili hareketlerle zafer ümidi dahi kaybolmuş gibiydi. İşte gizli müttefik Osmanlı imparatorluğunu savaşa sokacak zaman gelmişti. Ve böylece ekim 1914’te Almanların Osmanlı yönetimi üzerindeki baskıları artmıştı. Türkler verilen sözü yerine getirecek bir an önce savaşa katılmalıydı. Müttefikler de Osmanlı yönetiminin her geçen gün biraz daha Almanya safına kaydığı görülüyordu. İki alman gemisinin gelişinden sonra bu kayma daha da hızlanmıştı. İngiltere de yapımı biten zırhlıların Türkiye’ye verilmeyişinin de farkındaydılar. Böylece Osmanlı devleti ekim 1914’te savaşa savaşa katıldığı sırada esasen karşı yan boğazları açmamız için baskıda bulunmaya başlamışlardı. Onlar ve bütün dünya bu savaşın aşırı çapta uzayacağını ve insanlığın buna dayanamayacağı ve en çok bir yılda biteceği inancındaydılar. Bu inancın gerçekleşmeyeceği 1915 yazında anlaşılmış, ve bunun üzerine boğazlar birinci derece önem kazanmıştır. Hatta 1914 sonlarında İngiltere de Çanakkale saldırısı düşkünlüğü sırada esasa amaç Rusya ile kolay bağlantı kurmak olmayıp Osmanlıyı en cana alacak noktasından tehdit ederek onun Mısır’a kuvvet göndermesini ve daha sonra Sarıkamış vuruşmaları sırasında Rusya’ya aşırı baskı yapmasını önlemekti. Bu son devlette bağlantı kurmanın bir ölüm kalım sorunu olduğu 1915 yazında kavranabilmişti. Osmanlı devletinin cephe durumu ve 1915 yılı gerek Almanya gerekse Osmanlı devleti savaşa katılırken Rusya ile İngiltere imparatorluğu içindeki Müslümanları ayaklandırmanın bu iki devlete büyük zorluklar çıkaracağını ümit etmişlerdi. Halifelik sıfatı ile Osmanlı padişahı Müslümanlık aleminin dinsel lideri olması dolayısıyla Cihat-ı Mukaddes ilan edeceği bütün Müslümanlığın Hıristiyanlara karşı ayaklanacağı sanılıyordu. Şeyhülislam 23 kasım 1914’te Cihad-ı Mukaddes ilan ederek kırım, Türkistan, Hindistan, Afganistan ve Afrika Müslümanlarını İngiltere Fransa ve Rusya ya karşı savaşa davet etti . Osmanlı devleti Almanlarla birlikte savaş planları yaptı. Buna göre; 1-Doğu Anadolu ve Kafkasya üzerinden Rusya ya bir darbe vurmak 2-İngiltere nin ona imparatorluk yolunu kesmek için Süveyş kanalına ve mısır la karşı hareket geçmek. Bu cephede trablusgarp ve sudan Müslümanlarına güvenilmekteydi. 3-Ege ve Akdeniz de İngiliz ve Fransız donanmaları egemen olduğundan Çanakkale’yi korumak için Trakyada kuvvet bırakılması Bu Türk alman planına karşılık İngiltere de Osmanlı devletini hassas noktalardan vurmak için ilk önce güney ırak ta ve ondan sonra Çanakkale cephesi açılmıştır. Osmanlı devleti daha savaş başında 4 cephede savaşmak zorunda kaldı. ÇANAKKALE CEPHESİ Cephenin Açılma Nedenleri Çanakkale savaşları hem itilaf hem de ittifak devletleri açısından önemli bir yere sahip olmuştur. 1914 senesi Kasımından sonra Fransa da askeri harekatın kilitlendiğini düşünen İngiltere düşmanın güçlü cephesiyle savaşarak vakit kaybetmektense zayıf olan yerlerinde yeni cepheler açarak çökertmeyi uygun buluyordu. Bu tanıma en uygun yer ise şüphesiz Çanakkale boğazı ve İstanbul dur. İtilaf devletleri Çanakkale cephesini açmakla neyi hedefliyordu? Bunun cevabı birbirine bağlı stratejik hesapları da ortaya koyar. Bu cephenin İngiltere için yararı daha çok Rusya dan dolayı idi. Ruslar İngiltere ve Fransızların Çanakkale’de savaşıp boğazları açmak istiyordu. Boğazların zorlanması nedenleri ise şöyledir. . Boğazların açılması sağlanırsa Rusya ile bağlantı kurulabilecek, böylelikle her türlü yardım ve savaş araç gereçleri gönderilebilecekti. . Trakya ele geçirilince Almanya’nın balkanlardaki üstün durumu güneyden gelecek güçler karşısında tehlikeye girebilecekti. . İtalya ve Romanya gibi müttefik devletlere eğilim gösteren fakat o zamana kadar tarafsız kalmış devletlerin itilaf devletleri yanında savaşa girmeleri sağlanabilecekti. . kuvvetlerin bir bölümü Çanakkale’yi çekmek sorunda kalacak olan Osmanlı devletinin Kafkaslarda Rusya üzerindeki baskısı hafifleyecekti. İpin çekileceği en kestirme yer boğazlardı. Üstelik boğazlar devletin kalbi olan İstanbul’u kapsıyordu. Churchill “Sıkacaksın Boğazını” diyordu. “bir sıkımlık canı var. Göreceksiniz donanmamız Çanakkale’n geçip Marmara ya girdiği haberi bile yeterli hem inanınız bana” diyordu. Churchill bunun için öyle büyük kuvvetlere de gerek yok birkaç tümen asker ve Akdeniz donanmamız bu iş için yeter.” Aslında Churchill Türk boğazlarına birden saldırmayı hatırlamış değildi. Avrupa da savaşın başladığının 2, haftası 19 ağustosta yunan başbakanı Venizelos İngilizlere onların saffında Çanakkale’ye taarruz edebileceğini bildirmiş, ve saldırı için ayrıntılı bir plan sunmuştu. Belki de büyük Britanya’nın hem denizde hem karada işleyen imkanlarına elverişli bir harekat alanı açmak olacaktı. Çanakkale cephesinin açılmasına sebep olan diğer hususları ise şöyle sıralamak mümkündür. .Türkiye’nin Süveyş kanalı ve dolayısıyla Hint denizi yolu üzerindeki baskılarına son vermek. .İstanbul’u zapt ederek Müslüman dünyasını etki altına almak ve halifenin ilan ettiği Cihad-ı Mukaddesi tesirsiz kılarak İslam dayanışmasını çökertmek. .Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları büyük taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale ye çekerek Avrupa cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak. .Boğazlar ve İstanbul müttefiklerin eline geçerse Osmanlı devleti için barışı kabullenmekten başka çare kaymaz ve bu suretle Osmanlı imparatorluğunun açmış olduğu ve Müttefiklerin açtığı bütün cepheler tasfiye edilmiş olurdu. Churchill eğer harekatta başarılı olur ve boğazlara İstanbul ve Ruslar dan önce ele geçirirse barış masasına çok daha avantajlı olarak oturur ve Ruslar’ın boğazları alması bu sayede önlenebilirdi. Denizlere egemen olan İngiltere ve Fransa bütün acının kaynaklarından yaralanabilecek durumdaydılar. Almanya ve Avusturya abluka altında olmakla birlikte alman sanayisi mucizeler yaratabilecek durumdaydı. Almanya’nın tek umudu bir yandan Osmanlıya boğazları kapattırarak Rusya yı yarı kötürüm bırakmak ve 1915 yazında ona yüklenerek onu yutmaktı. Bu olmayınca ona türlü araçlar kullanarak gizlice İstanbul’u peşkeş çekip İngiltere ve Fransa dan ayırmaktı. Bu konular başarılı olamayınca kıyasıya savaşıldı. Lloyd George ve Milloran’ın Türkleri boğazı kapatmakla savaşı iki yıl uzattıkları yolundaki sözleri onların gerçekleştiremedikleri tasarıya dayanır. Aralık 1914 Türk ordularının giriştiği Sarıkamış harekatından telaşa kapılan Rus Çarı Nicolai İngiltere ye başvurarak Türkiye ye başvurarak Türkiye’ye karşı karadan veya denizden bir cephe açmalarını istemiştir. İşte bu gibi düşünceler çerçevesinde İngiliz Horla kabinesi Churchill’in baskısıyla Çanakkale cephesinin açılmasına karar verdi. Ne yazık ki gerçekleşmesi işi o kadar hafiflik ve anlayışsızlıkla ele alındı ki en feci acınacak ve çok pahalıya mal olmuş bir sunuca ulaştı. I. Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden biri olan Çanakkale cephesi İtilaf devletlerine umduğunu verememiş, onları hayal kırıklığına uğratmıştır. Osmanlıyı kendi çaplarında bölüp yutmayı planlayan sömürgeci devletler bu savaşta büyük bir yara almışlardır. Hedef tuttukları bir çok yere ulaşmalarında önemli bir yere sahip olan Çanakkale Boğazı düşman kuvvetlerine dar gelmiştir. Kolay lokma sanılan Osmanlı Devletinin o kadar da kolay teslim olamayacağı anlaşılmıştır. Osmanlı Devleti 1, Dünya Savaşından yenik çıkmış olmasına rağmen, İtilaf Devletlerinin ilerideki planlarına birazcık da olsa set çekmiştir. Ancak tüm çabalara rağmen düşman kuvvetler Osmanlı ve diğer yerler üzerindeki çıkarcı ve sömürgeci düşüncelerden vazgeçmemiştir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki Çanakkale savaşları Türk ve Dünya Tarihinde hiç de küçümsenmeyecek bir yere sahiptir. Bu savaştaki Türk’ün iman gücü ve yenilmezliği ileride çok daha büyük başarılarda kendini göstermiştir. BİBLİYOGRAFYA ALTINTAŞ, Ahmet Belgelerle Çanakkale Savaşları,İstanbul 1997, -1 ARMAOĞLU, Fahir 20, Yüzyıl Siyasi Tarihi 1914 – 1980 ARTUÇ, İbrahim 1915 Çanakkale Savaşı Kastaş Yayınları BAYUR, Yusuf Hikmet 20, Yüzyılda Türklüğün Tarih ve Acun Siyasası Üzerindeki Etkileri Anakara 1974 s. GÜZEL, Abdurrahman Avustralya Resmi Tarihinde Gelibolu Çanakkale, Çanakkale 1996 LESTIEN, George Roger Care İki Dünya Savaşı 1914 – 1918 1939 – 1945 İstanbul 1966 TANÖR, Bülent Kurtuluş Türkiye 1918 – 1923 İstanbul 1997 TURAN, Şerafettin Türk Devrim Tarihi 1, Kitap İmparatorluğun Çöküşünden Ulusal Direnişe Ankara 1991 YILMAZ,Mustafa -Temuçin Faik Ertan-Yusuf Sarınay- Adil Dağıstan-Derviş Kılıçkaya Ayten Sezer- Oğuz Aytepe- Ayşe Aktaş Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Ankara, 1998 -49 Çanakkale Savaşları Sebep ve Sonuçları Uluslararası Sempozyumu Mart 1990 Türk Tarih Kurumu Yay. Ankara 1993 Pelin MERT

1 dünya savaşından önce avrupa devletlerinin genel durumu